0544 403 48 47

Tüm hukuki konularda bize danışabilirsiniz

Facebook

Instagram

 

Aydınlatılmış Onam

Aydınlatılmış Onam

Hekimler “tıbbi müdahale” kapsamında kişilerin vücut bütünlüklerine müdahalede bulunmaktadırlar. Anayasa ve diğer kanunlar çerçevesinde kişinin vücut bütünlüğüne dokunulması istisnai haller dışında hukuka aykırı kabul edilmiştir. Anayasa’nın 17/II. maddesinde, kişinin vücut bütünlüğü ve sağlığı üzerindeki haklarının temel haklardan biri olduğu belirtilerek, tıbbî zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamayacağı ve rızası olmaksızın bilimsel ve tıbbî deneylere
tabi tutulamayacağı hükme bağlanmıştır. Bu düzenlemenin yanı sıra konu Borçlar Kanunu’nda da ele alınmış ve 46 ile 47. maddelerde vücut bütünlüğüne yönelmiş fiillerden doğan maddi ve manevi zararlara karşı tazminatsal bir koruma sağlanmıştır. Tıbbi müdahalenin gerekli koşulları taşımaması halinde hukuka aykırılık söz konusu olur ve hekimin cezai ve tazminat sorumululuğu ortaya çıkabilir. Hasta-hekim ilişkisi hukuken bir vekâlet ilişkisi olmakla beraber, işin doğası gereği, sözleşmenin taraflarından birinin konu üzerinde az bilgi sahibi olması gereği güven ilişkisidir.

Aydınlatma yükümü, taraflar arası güven ilişkisinin mevcut olduğu ilişkilerde daha ön plana çıkmaktadır.Hekimin hasta üzerindeki her önlemi, hastanın da onayını, katılımını gerektirir. Aydınlatılmış onam, iyi hekimlik uygulaması önkoşullarından biridir ve tıp etiğinin temel ilkelerinden olan özerklik ilkesine dayanmaktadır. Özerklik,: bir kişi ya da topluluğun kendisine ilişkin konularda, kendi değerlerine dayanarak kararlar vermek ve bunları uygulamak üzere eylemlerde bulunma olanağı olarak tanımlanabilir. Bunun bir uzantısı olarak özerk kişinin, kendi sağlığına ilişkin tüm kararlara katılmasının koşulları sağlanmalıdır. Aydınlatılmış onam alınmasıyla korunmak istenen hukuki durum, kişilerin vücut bütünlüğüdür. Aydınlatılmış onam süreci; hastanın kendisine uygulanacak herhangi bir tıbbi işleme onay verebilmesi ya da reddedebilmesi için yeterince bilgilendirilmesi, aldığı bilgi üzerine düşünmesi, özgür seçimine dayalı kararını vermesi sürecidir.

Hasta Hakları Yönetmeliği’nde “Bilgilendirmenin Kapsamı” Başlıklı md. 15’e göre;
Hastaya;
a) Hastalığın muhtemel sebepleri ve nasıl seyredeceği,
b) Tıbbi müdahalenin kim tarafından nerede, ne şekilde ve nasıl yapılacağı ile tahmini süresi,
c) Diğer tanı ve tedavi seçenekleri ve bu seçeneklerin getireceği fayda ve riskler ile hastanın
sağlığı üzerindeki muhtemel etkileri,
ç) Muhtemel komplikasyonları,
d) Reddetme durumunda ortaya çıkabilecek muhtemel fayda ve riskleri,
e) Kullanılacak ilaçların önemli özellikleri,
f) Sağlığı için kritik olan yaşam tarzı önerileri,
g) Gerektiğinde aynı konuda tıbbî yardıma nasıl ulaşabileceği”

hususlarında bilgi verileceği düzenlenmiştir.

Uygulanacak tanı ve tedavi yöntemlerinin niteliği, beklenen yararları, olası yan etkileri, diğer tanı ve tedavi seçenekleri ve bunların özellikleri hastaya anlatılmalıdır. Bunun yanında, kişinin durumu hakkında “aydınlanması” ve kendisine önerilen tıbbi girişime onam verebilmesi için çeşitli koşullar söz konusudur.Bilgilendirme yükümlülüğü “Hasta Hakları Yönetmeliği” madde 18’de: “Bilgi, mümkün olduğunca sade şekilde, tereddüt ve şüpheye yer verilmeden, hastanın sosyal ve kültürel düzeyine uygun olarak anlayabileceği şekilde verilir. Ayrıca hastanın bizzat kendisinin bilgilendirilmesi esastır. Hastanın kendisi yerine bir başkasının bilgilendirilmesini talep etmesi halinde, bu talep kişinin imzası ile yazılı olarak kayıt altına alınmak kaydıyla sadece bilgilendirilmesi istenilen kişilere bilgi verilir. Aydınlatılmış onam evrensel tıp etiği belgelerinde tanımlanmış, ülkemizde ise yasal düzenlemelerle uygulamaya konulmuştur. Aydınlatmanın zamanı konusunda bir hüküm bulunmamakla birlikte, somut olaya bağlıdır. Acil durumlarda kuşkusuz ki aydınlatma ivedilikle yapılmalıdır. Ama bunun dışındaki durumlarda aydınlatma, hastanın kendisine uygulanacak tedaviyi değerlendirmesi ve düşünmesi için aydınlatmayla rıza arasında zaman kalacak şekilde yapılmalıdır. Her halde aydınlatma, tıbbi müdahaleden önce olmalıdır. Aydınlatmanın şekli konusunda sekil serbestîsi söz konusu olup, hukukumuzda hasta ve/veya hasta yakınlarına yapılacak aydınlatmanın, hekimin takdirine göre yazılı ya da sözlü yapılması mümkündür.Formlar aracılığıyla yapılan aydınlatmada, hastanın hastalığı ve tedavisine ilişkin bilgileri içeren metni, hastanın okuyup imzalaması sonucunda, aydınlatma gerçekleşmektedir. Hastanın rızasının hukuken geçerli bir sonuç doğurması için kişinin rıza göstermeye ehil olması şartı aranmaktadır. Zira kişinin karar verme yeteneğinden yoksun olması durumunda rıza göstermesi ya da verilen rızanın geçerli kabul edilmesi mümkün değildir. Böyle bir rıza, tıbbi müdahalenin hukuka aykırı bir nitelik taşımasına sebep olur.Rıza olmaksızın yapılan her türlü tıbbi müdahale hukuka aykırıdır ve
hastanın kişilik haklarını ihlale yol açar. Bu nedenle, hekimin teşhis ve tedavi ile ilgili kimden rıza alması gerektiği de önemli bir husustur. Aydınlatma kural olarak hastaya yapılır. Ancak hastanın küçük veya kısıtlı olması halinde hastaya karşı yapılan aydınlatma, yükümlülüğü ortadan kaldırmaz.Türk Medeni Kanunu’ndaki düzenlemeye göre 18 yaş altı küçük olarak kabul edilir ve 18 yaş altındaki hastalara karşı yapılacak müdahalelerde yasal temsilcilerin bilgilendirilmesi gerekir. Ancak evlilik veya ergin kılınma gibi durumlarla çocuk ergin kılındıysa kendisine de bilgilendirme yapılabilir. Temyiz kudretini haiz olmayan kişiler bakımından da bilgilendirilmenin aileye yapılması gerektiği ifade edilebilir. Tıbben uygulanması zorunlu bir tedavi mevcutsa aile veya yasal temsilci onay vermese bile Mahkeme kararı ile tedavi uygulanabilecektir. Bununla birlikte müdahalenin gecikmesi ile hastanın hayatı tehlikeye girecekse o durumda mahkeme kararı aranmaksızın hastaya müdahale edilebilir. Başka sebeplerle yapılan kısıtlamalar ise (Savurganlık, iflas vs gibi mal varlığına yönelik kısıtlanmalar) kişinin onam ehliyetini etkilemeyecektir. Aydınlatma yükümlülüğünün yine kişiye yapılması gerekir. Bunun dışında aydınlatma yükümlülüğü hastaya karşı yerine getirilmelidir.

Aydınlatma Yükümlülüğünü İhlalden Doğan Hukuki Sorumluluk

Hekim ile hasta arasında akdedilen tedavi sözleşmesi, niteliği gereği hekimin iş görme borcu yüklendiği bir borçlar hukuku sözleşmesidir. Hekimin ifa etmekle yükümlü olduğu borç, tıbbi müdahale ve tedaviyi gerçekleştirmektir. Hekimin asli yükümlülüğü hastayı tedavi etmektir. Ancak, bunun yanında hekimin yan edim yükümlülüklerini de hukuka uygun olarak ifa etmesi gerekmektedir. TBK’da yan edim olarak hekimin hastasını aydınlatma yükümlülüğünden bahsedilmiş olmasa da; m. 506/II’de düzenlenen hekimin özenli davranma yükümlülüğü, aydınlatma yükümlülüğünün de hukuki temelini oluşturmaktadır. Özenli davranma yükümlülüğünün bir parçası olan aydınlatma yükümlülüğünün eksiksiz yerine getirilmemesi sonucunda doğan zarardan hekim sorumludur. Aydınlatma yükümlülüğünün hastaya karşı yapılmaması asli borç olan teşhis ve tedavi ediminin sözleşmede kararlaştırılan biçimde ifa edilmemesine neden olur. Hekimin hastasının aydınlatılmış rızasının tedavi öncesinde ya da en geç tedavi esnasında alınması gerektiğine daha önce değinilmişti. Rızanın zamanında alınmaması ya da rızanın aydınlatma gerçekleştirilmeden alınması sonucu yapılan tıbbi müdahale, hastanın vücut bütünlülüğüne rızası dışında el atılması sebebiyle hekimin tazminat sorumluluğu meydana getirecektir. Müdahalenin tıbbi kurallara uygun olarak gerçekleştirilmesi ise hekimin sorumluluğunu ortadan kaldırmamaktadır.

Tazminat sorumluluğunun Kapsamı

Hastanın aydınlatılmış onamı alınmaksızın veya aydınlatılmış onamın sınırları aşılacak şekilde gerçekleştirilen tıbbi müdahale sonucu hastanın maddi ya da manevi zararının hekim tarafından tazmin edilmesi gerekir.

Maddi zarar, hukuka aykırı tıbbi müdahale sonucu hastanın fiziki ve ruhsal sağlığının ihlal edilmiş olması nedeniyle uğradığı zarardır. Bahsedilen zarar, vücut bütünlüğünün ihlali olmayıp, bu ihlalin sonucunda meydana gelen ekonomik maddi sonuçlardır. TBK m. 54 hükmünde maddi zarar olarak tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar sayılmıştır. Hasta tarafından maddede belirtilen kayıplar talep edilebilecektir.
Zarar veren olay hastanın ölümüne yol açmış ise, hastanın yardımından mahrum kalan yakınlarının bu zararının tazmin edilmesi gereklidir. Bu kişilere hayat standartlarını devam ettirebilmeleri için TBK m. 45 hükmü uyarınca destekten yoksun kalma tazminatını talep etme imkânı tanınmıştır. Bunun yanında, ölenin cenaze giderleri de tazminatın kapsamı dâhilindedir.
Manevi zarar ise, bir kişinin şahsiyet haklarına yapılan hukuka aykırı müdahale dolayısıyla duyulan manevi acı ve ıstıraptır.Amacı, zarar gören kişinin uğramış olduğu zararı, üzüntüyü azaltmasını sağlamaktır. Tıbbi müdahalenin aydınlatılmış onam alınmaksızın gerçekleştirilmesi her şeyden önce kişi onuru ve saygınlığının ihlali niteliğindedir. Bu nedenle hasta, tıbbi müdahaleden menfaatine uygun bir sonuç elde etmiş olsa dahi, kişilik haklarının ihlal edilmiş olması sebebiyle manevi tazminat talep etme imkanına sahiptir.

Aydınlatma Yükümlülüğünün İspatı

TMK 6. Maddesi ispat yükünü düzenlemiş olup kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtmiştir. Dolaysıyla kural olarak zarar gören hasta iddiasını ispatla yükümlüdür. Bununla birlikte 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 96. Maddesinde “alacaklı hakkını kısmen veya tamamen istifa edemediği takdirde borçlu kendisine hiçbir kusur isnat edilemeyeceğini ispat etmedikçe bundan mütevellit zararı tazmine mecburdur” düzenlemesi ile kusur konusundaki ispat yükünü hastadan alarak borcuna aykırı davranan hekime yüklemiştir. Bu nedenle uyuşmazlığa konu olması halinde aydınlatmanın usulüne uygun yapıldığı ve tıbbi müdahaleye rızanın alındığını ispat yükü hekime yüklenmiştir. Aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirildiğini ispat herhangi bir şekil şartına bağlı olmayıp her türlü delile ispat edilebilir. Fakat ispat kolaylığı sağlanması açısından rızanın yazılı olarak alınması hekim açısından önemlidir. Aydınlatılmış rıza formaları hastaya yapılacak tıbbi müdahaleler konusunda hastanın aydınlatıldığını ve bu aydınlatma sonucunda hastanın tıbbi müdahaleye rıza gösterdiğini ispatlamaya yarayan belgelerdir. Her ne kadar uygulamada hekimler olası bir uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı sağlaması açısından rıza formlarını düzenlemekte iseler de rıza formalarının asıl amacı hastayı anlayabileceği bir dilde, kendisine tıbbi müdahale olarak nelerin yapılacağı, yapılacak müdahalenin riskleri, tedavi süreci, tıbbi müdahaleyi kabul etmemesinin olası sonuçlarını, alternatif tedavi yöntemlerini, bu yöntemlerin riskleri konusunda hastayı yeterince aydınlatmak, hastaya makul bir süre verilip kendisine verilen rıza formlarını tekrar okuması, verilecek broşürleri incelemesi sağlanarak tedavisi ile ilgili neye rıza verdiğinin bilincine olup özgürce karar vermesini sağlamak olmalıdır.
Rıza formlarında yukarıda bahsedilen hususlardan başka hastaya ait bilgiler, aydınlatmayı yapan hekime ait bilgiler, aydınlatmanın ne zaman yapıldığı gibi hususlarında belirtilmiş olması gereklidir. Uygulamada tıbbi müdahale tiplerine uygun geliştirmiş matbu formları kullanılmaktadır. Fakat bu formların hasta tarafından salt imzalanmış olması hekimi sorumluluktan kurtarmaya yetmemektedir. Rıza formunun geçerli olması için hastanın usulüne uygun şekilde aydınlatılmış olması, hastaya yeteri kadar süre tanındıktan sonra hastanın rızasının alınmış olması gereklidir. Uygulamada bazı rıza formlarının cezai sorumsuzluk kaydı içerdiği görülmektedir.Bu şekilde kayıt içeren rıza formlarını cezai sorumsuzluk kısmı yönünden geçersiz saymak gereklidir. Çünkü sorumsuzluk anlaşmaları ile kişiler cezai sorumluluktan kurtulamazlar.
Aydınlatmanın sonucunda, hekimin hiçbir zararlı sonuçtan dolayı sorumlu olmayacağına ve hekim hakkında dava açılmayacağını kayda almış olsa dahi bu şekilde bir yazılı taahhüt, hastanın dava açma hakkını ortadan kaldırmayacaktır.

Av.Göknur Davgan Sağlık Haberci Dergisi Yazısı

Open chat
1
Merhaba
Size nasıl yardımcı olabiliriz?